MATRUŞKA

Comme Mon Monde

  • Des armes!! Des chouettes,des brillantes.. Des qu'il faut nettoyer souvent pour le plaisir.. Et qu'il faut caresser comme meme pour le plaisir.. L'autre, celui qui fait raaver les communiantes.. Des armes au secret des jours.. Sous l'herbe, dans le ciel et puis dans l'acriture.. Des qui vous font raaver tras tard dans les lectures.. Et qui mettent la poacsie dans les discours.. Des armes!! Des armes !! Des armes !! Et des poa tes de service a la gacchette.. Pour mettre le feu aux dernia res cigarettes.. Au bout d'un vers français brillant comme une larme.. Noir Desir ın Des Visages Des Figures albümünde besteledikleri "Leo Ferre"

Mutsuzluk TanımLarı

Posted by iffetaynaoglu On 10:44 0 yorum


*yeni aldığın vileda ucunun evdeki sopaya olmaması.
*bir avuç iyi kavrulmuş çekirdek yerken bir tane yanık çekirdeğin denk gelip ağızdaki tüm tadı kaçırması.
*bozuk paranın mazgala düşmesi. yakında olduğu ve gözüktüğü halde alınamaması.
*klavyeye çaya batırılmış bisküvi düşürmek.
*pazartesi sabahı üstünden yeni kalkılmış, hala sıcak, kafa konulan yerde biraz tipi kaymış yastıkları görmek.
*yolda yeni geçtiğin şeridin bir anda tıkanması, eskisinin açılıp akmaya başlaması
*tuvalet kağıdının bittiği anlar.
*pert olan arabanın çekiciye yuklenmesi.
*sabah kendiliğinden uyanıp saate baktığında alarmın çalmasına daha 5 dakika olması.
*karper peynirin jelatinini açamamak.
*tam uykuya dalmak üzereyken sivrisineğin kulak çevresinde vızıldaması.
*her uçaga bindiğinde 15 dakika boyunca lcd de gösterilen talimatları izlemek zorunda kalmak.
*yağmurlu havada yol ortasında boş taksinin geçmemesi.
*bir yere yetişecekken tam kapıdan çıkarken ojenin bozulması.
*1 milyoncudan 4 milyona aldığın ürün.
*tuvaletteyken ısrarla çalan telefon.
*evden çıkarken mp3 player ın şarjının olmadığını farketmek.
*ağlayan birini güldüreyim diye söylediğin lafın daha da yarasını deşmesi.
*hevesle indirmek istediğin bi set in linkine tıkladığında rapid' in cortlaması.
*gmail gelen kutusunun boş olması.
*kafa iyiyken dolaba konulan boş şişelerin dolmaması.
*öylesine yaptığın makyajlar hep süper olurken özenerek yaptığın makyajın berbat olması.
*yemek yaparken tuzun elinden kaçması.
*en sevdiğin bardağın elinden kayması.
*herkes pılını pırtını toplamış işyerinden eve giderken sizin mesaiye kalmanız.
*küçük ayak parmağını sağa sola çarpmak.
*uçlu kalemin ucunun içine kaçması.
*onun sana duygusal mesajlar yollamasını beklerken, ''naaptın müdür?'' diye mesaj atması.
*ismail yk nın şarkılarının diline dolanması.
*2.5 litrelik kolanın çıkan son bardagını içmek.
*Yeni alınan ayakkabının vurması.
*yorganı çektiğinde ayakların açılması.
*pilavın dibinin tutması.
*çorabın ucunun delik olduğunu misafirlikte fark etmek.
*ketçapı sallayıp sallayıpta hani o son kalmış kısmı ucuna da getirip açtığında püff etrafa sıçraması boşa gitmesi.
*çerez tabağında sadece leblebilerin kalması.
*pes de çizgi de top sürerken taca çıkmak.
*kırdığın cevizin içinin boş çıkması.
*iğneden geçmeyen iplik.
*ok tuşuna bastıktan sonra msjın kesinlikle gönderilmemesi gereken kişiye yanlışlıkla gönderilmesi.
*ayakkabının altına sakız yapışması.
*çorapla ıslak banyo terliği giymek..

ÖzGürlük

Posted by iffetaynaoglu On 02:58 2 yorum


Adamın biri bilge bir kral olmakla ün salmiş kralın yanına gider.
Krala şunu sorar
'Efendim söyleyin bana hayatta özgürlük var mıdır?'
Kral
'Elbette' der ve sorar:
'Kaç bacağın var senin?'
Adam soruya şaşırarak
'iki efendim' der.
Kral 'Pekala, tek bacağının üstünde durabilir misin?'
'Elbette' diye cevap verir adam.
Kral 'O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar ver'.
Adam biraz düşünür ve sol bacağı üstünde durmaya karar verir.
'Tamam' der kral 'Şimdi de öteki bacağını kaldır.'
Adam şaşırır
'Bu imkansız kralım' der.
'Gördün mü?' der kral
' Özgürlük budur.
Sadece ilk kararı almakta özgürsün.
Ondan sonrasında değil.'
Tiziano Terzani'nin "Atlıkarıncada Bir Tur Daha" adlı kitabında okuduğum bu
küçük öykü yıllardır tartışılan özgürlük kavramı üzerinde bir kez daha
düşünmeme yol açtı.
Hayat gerçekten böyleydi.
ilk kararı alıyordun ve gerisi
o ilk karara bağlı olarak gerçekleşiyordu.
Hayat hata kabul etmiyordu.
ilk kararın dogruysa işler yolunda gidiyordu ama eger yanlış bir karar
aldıysan, herşey zincirleme yanlış gidiyordu.
Mesela mesleğini seçerken...
Hasbelkader, iyi düşünmeden,
yeteneklerinin farkında olmaksızın
bir meslek seçtiğinde
ömür boyu işini zorla yapmaya mahkum oluyordun.
İşinin başındayken başka bir iş yapmayı özlüyordun.
Ama biliyordun ki;
özgürlüğünü kullanmış ilk kararı vermiştin ve yeniden başlama cesaretin
yoktu.
Bazı insanlar vardı hayatta...
Onlar ise herşeyi ardlarında bırakıp yeniden başlayacak kadar cesurlardı.
Ama sen onlardan biri olamıyordun.
Bunca emek bunca çalışmayı
sanki çöpmüş gibi bir çırpıda atıveremiyordun.
Oysa göz ardı ettiğin birşey vardı.
Hayat çok kısaydı ve mutsuz oldugun işlerle zaman öldürmek aynı zamanda
ruhunu öldürmekle eş anlamlıydı.
Evlilik konusunda da iyi karar vermek gerekiyordu.
Yanlış bir karar aynı evde yasayan iki düşman yaratabilirdi.
Aşk zorunluluğa dönüşebilir ve hayatını cehenneme çevirebilirdi. İlk
karari alıyordun, bu konuda özgürdün ama , Devamında senin kararına baglı
olmayan pek çok sey gerçekleşiyordu.
Hayat kararlardan ibaretti ve kararlar birer kibritti.
Dogru yerde ateslediğinde seni ısıtacak, çorbanı kaynatacak ateş oluyordu,
Yanlıs yerde ateşlediğin vakit ise
içinde bulunduğun evle birlikte senide yakıyordu.
Hayat öyle basite alınacak bir oyun değildi.
Oyunun kurallarını bilmen ve ona göre oynaman gerekiyordu.
Ama çoğu zaman oyunun kurallarını bilmek yetmiyordu.
Çok daha önemli olan başka birşey vardı.
Kendini bilmek..
Ne istediğini, neyin seni mutlu edeceğini ve kim olduğunu, neler
yapabileceğini bilmek zorundaydın.
Ancak o zaman doğru kararlar veriyor ve
mutlu bir hayata sahip oluyordun.
Ve kararlar birer kibritti...
Ya kendini yakıyordun ya da ısıtıyordun..

Sanal Muhabbet-i

Posted by iffetaynaoglu On 06:55 0 yorum


İlk MIRC la başladık,ardından icq,facebook vs..Sanal sohbetleri hepimiz seviyoruz,belki kendimizi doğru ifade etmeyi becerebilmemiz belki de farklı dünyaları yaşıyormuş gibi gösterip öyle anlaşılmak yada anlaşmak istemelerimiz..Fakat en sağlıklı iletişim Reel ile birbirine karıştırmadan paralel yaşamamızdan geçiyor bu sanal hayatı. Bu konu hakkında çoğumuzun bir fikri vardır hatta engin tecrübeleri. Bir başka açıdan bakarsak hepimizin yeterli arkadaşı var peki nedir bu içimizdeki friendly durumları. İşte bu çok dar bir görüş açısı.. Yeni insanlarla tanışmak hatta bencil olursan seni tanıma şansı vermek çok keyiflidir çoğu zaman,reel deki kadar riskli değildir. Hayatından çıkartmak kişisel bilgilerini vermediğin sürece block lamaktan ibarettir. Uzun soluklu sanal arkadaşlığı ve sonu reel de görüşmeye gidecek Pm Dm bla bla larda sohbet ederken aynı frekansta olmak ve karşılıklı bilgi alışverişi şart,yoksa içi boş makaraya dayalı konuşmalarımızı 10 senelik dostlarımızla karşılıksız zaten yapıyoruz. Bu yazdıklarım normal insanların normal sanal muhabbetleri,farklı amaçlar adına reel den çok sanal a yüklenenlerde yok değil. Onları ayıklamak ta artık bizim kişisel yeteneklerimizle zekamızın ortak hareket etmesine kalmış.Sanal Aşk konusunda ise fikrim net "impossible".. Dokunmadan karşılıklı gözgöze bakmadan duygusal bir bağ asla kurulamaz,kendimizi kandırmayalım o kadar çaresiz olamayız. Mantık ağır basmalı,hanginizin mantığı görmediğin birine tutulmaya iter ki?? Yanlız şu da traji komik bir gerçek; sanal da tanışıp iyi arkadaş olan ve çok mutlu olan hatta izdivaç a erişen çiftler var.. Abartıp düğününe Msn den katılan damat örnekleride:) Yine de sanal da yaşamıyoruz,herkes reel dede bir hayatı olduğunu unutmamalı! Karşılıklı saygı çerçevesinde bu iki hayat beraber mutlu bir şekilde sürüp gider..

Ou le fete de ??

Posted by iffetaynaoglu On 07:44 0 yorum


Nous sommes beaucoup de plaisir, trop rire. Accompagnes par la musique et boire beaucoup de plaisir le matin est fou. Je suis a l'etranger et de profiter plus encore. Ma raison a cela est plus confortable. Aucun sentiment de plaisir dans la plupart des regions de la Turquie sera inferieure. Au lieu de traiter avec des gens qui sont propriétaires de table dans ce qui est au port et à la façon de traiter avec elle est à l'intérieur du Haywire. Meme ajouter une photo a Facebook en raison de ce prejuge, je ne veux pas. Peut etre la raison pour laquelle j'ai meme ecrire cet article est le français. Qui sait ..Espagne, France, Toronto, New York et je suis alle a divers partis politiques dans de nombreux endroits. Tous ont ete tres agreable. J'ai beaucoup de plaisir mais la plupart de l'Halloween et le carnaval est arrive. Photo a ete prise a Valence a l'Halloween .. Mais quelle nuit:)

Klrlk matruşka

Posted by iffetaynaoglu On 07:18 0 yorum


İpek Özbey in kah duygulandıran kah kendinden benzer özellikler bulabileceğin yaşanmış hikayeler romanı..Kendisi 30 lu yaşlara doğru Kadınların kafalarının karışık olduğunu iddia ediyor.Peki bu ne kadar doğru?Yaşımızı aldıkça seçimlerimiz ve seçilme katsayımız mı daralıyor? Seçimlerimizin daraldığı ortada ama seçilme konusu ayrı bir bakış..Etrafımızdaki insanları daha fazla sorguluyoruz ya da onları olduğu gibi kabul etmede zorlanıyoruz.İlişkilerde verici taraf olmak işimizemi geliyor mantığımızamı uyuyor? Her zaman mantığımız ağır basabiliyor mu? Akıl yaşta değil baştadır, baş a getirense yaştır demişler. orda bahsi geçen yaş tamamen yaşanmışlıkla mı ilgili? Olaylara bakış açımız belli yaş aralığında hızla değişerek giderek azalan bir grafik mi çizer yok sa bu aralık sadece kişinin kendine has özellikleri karakteriylemi alakalıdır? Neden egolarımızı tatmin etmek ve kontrolün bizde olmasını dilediğimiz zaman küçük erkeklere; anlayışlı olup bizim değerimizi anladığını düşündüğümüz büyük erkeklere yada kıskançlıklarımız yüzünden baskın olmak için çirkin erkeklere; etraftan övgü alıp kıskanılmak adına yakışıklı erkeklere yöneliyoruz?
Olayları böyle basit sorulara indirmek çok saçma! Genellemeler çok yanlış!!Hatta F.Nietzsche nin en sevdiğim aforizmalarından biridir: "Bütün genellemeler yanlıştır, bu dahil".. Erkekler ve Kadınlar hem kendi içlerinde hem birbirlerine göre benzer özellikler taşır ama asla aynı değillerdir.Erkek (Kadın) değilmisiniz,hepiniz aynısınız:) komik:) Karşısındaki kişinin yaptığı hatayı bütün hemcinslerine mal etmek çok saçma(ki genelde hatalar üzerine söylenir,iyilikler üzerine kurulmayan poem dır)Bu konular üzerine bir makale bir roman okuduğumuzda, bir yaşanmış hikaye dinlediğimizde kendimizden bir şeyler buluruz bazen.. Ama bizim hayatımızda o yöne kayacak diye bir kural yok,sonuçlar her zaman olaya benzer hatta aynı olsa bile kişiye göre değişebilir.Endekslemekte yanlış. Herkes hakettiği kişiye hakettiği değeri versin,Ne eksik Ne fazla! Ne kadar hakettiğinide erkek ve ya kadın olmasına göre değil kişisel karakter yapısına ve bununla doğan davranışlarına göre değerlendirmek gerek..
Konu başlığından oldukça sapmış durumdayım;hızlı bir dönüş yaparsak.. "Matruşka" Rusça da "Anne" demek. Hikayesi hakkında çok fazla rivayet var. Benim merakım çocukluğumdan geliyor ve rahmetli Babam ın 5 yaşımdayken aldığı il matruşkam.Şuan yaklaşık 117 tane var:)Bu bir koleksiyoncuyum demek için yeterli sanırım..Rivayete göre Japonya da Matriyoşka adından geldiği bile söyleniyor.En inanalası hikaye ise özetle şöyle "Bir Rus tüccarın(marangozun)çok sevdiği güzel köylü kızı Matrena ’yı tarihe geçirmek adına üstüne resmini çizerek ismini bu oyuncağa vermiş" Çok ilginç versiyonları var; Hatta çok ünlü markaların bile matruşka tasarımları mevcut. Matruşları açma stili önemli,hala beni bile şaşırtabiliyor..

"Türkiye de Kriz" Özeti

Posted by iffetaynaoglu On 07:08 0 yorum

Devlet bir gün geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olacak, 500 TL maaşla, bir bekçi işe almaya karar verir.
Bir süre sonra düşünülür ; ‘’Peki talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak’’
Bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere, 750’şer TL maaşla, iki kişi işe alınır.
Bir süre sonra ‘’İşleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz’’ diye düşünülerek, 1.000’er TL maaşla, iki denetmen işe alınır, biri denetim yapar diğeri raporları yazar .
Bir süre sonra
‘’ Bunların maaşları hesaplanıp nasıl ödenecek ‘’ diye tartışılır ve 1.500’er TL maaşla, bir muhasebeci şefi, bir katip, bir de istatikçi işe alınır.
Bir süre sonra ;
‘’Peki bunlardan kim sorumlu olacak.’’ Diye düşünülür ve 5.000 TL maaşlı bir müdür ve 3.000’er TL maaşla iki de müdür yardımcısı işe alınır.
Bir süre sonra, ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi işten çıkartılır..

Pablo Picasso

Posted by iffetaynaoglu On 04:35 0 yorum


Ünlü İspanyol sanatçı kişilik P.Picasso nun Suite Vollard gravür dizisini görmek adına Pera Müzesi ne gittim. Etkilenmemek elde değil!! Toplam 100 parçadan oluşuyor ve dünyada sadece 5 serisi var:: Eserler diyalektik numaralandırılmış her biri ayrı bir kaosu anlatıyor..Düzen & Şiddet , Erotizm & tutku gibi enteresan temalarla belkide yaşantısından kesitleri oyma baskı biçimiyle göstermiş.Gidilip görülesi bir sergi..
Fotoğraftaki une coupe a la Main plate 83 ; Yaklaşık değeri £25,000