MATRUŞKA

Comme Mon Monde

  • Des armes!! Des chouettes,des brillantes.. Des qu'il faut nettoyer souvent pour le plaisir.. Et qu'il faut caresser comme meme pour le plaisir.. L'autre, celui qui fait raaver les communiantes.. Des armes au secret des jours.. Sous l'herbe, dans le ciel et puis dans l'acriture.. Des qui vous font raaver tras tard dans les lectures.. Et qui mettent la poacsie dans les discours.. Des armes!! Des armes !! Des armes !! Et des poa tes de service a la gacchette.. Pour mettre le feu aux dernia res cigarettes.. Au bout d'un vers français brillant comme une larme.. Noir Desir ın Des Visages Des Figures albümünde besteledikleri "Leo Ferre"

Sanal Muhabbet-i

Posted by iffetaynaoglu On 06:55 0 yorum


İlk MIRC la başladık,ardından icq,facebook vs..Sanal sohbetleri hepimiz seviyoruz,belki kendimizi doğru ifade etmeyi becerebilmemiz belki de farklı dünyaları yaşıyormuş gibi gösterip öyle anlaşılmak yada anlaşmak istemelerimiz..Fakat en sağlıklı iletişim Reel ile birbirine karıştırmadan paralel yaşamamızdan geçiyor bu sanal hayatı. Bu konu hakkında çoğumuzun bir fikri vardır hatta engin tecrübeleri. Bir başka açıdan bakarsak hepimizin yeterli arkadaşı var peki nedir bu içimizdeki friendly durumları. İşte bu çok dar bir görüş açısı.. Yeni insanlarla tanışmak hatta bencil olursan seni tanıma şansı vermek çok keyiflidir çoğu zaman,reel deki kadar riskli değildir. Hayatından çıkartmak kişisel bilgilerini vermediğin sürece block lamaktan ibarettir. Uzun soluklu sanal arkadaşlığı ve sonu reel de görüşmeye gidecek Pm Dm bla bla larda sohbet ederken aynı frekansta olmak ve karşılıklı bilgi alışverişi şart,yoksa içi boş makaraya dayalı konuşmalarımızı 10 senelik dostlarımızla karşılıksız zaten yapıyoruz. Bu yazdıklarım normal insanların normal sanal muhabbetleri,farklı amaçlar adına reel den çok sanal a yüklenenlerde yok değil. Onları ayıklamak ta artık bizim kişisel yeteneklerimizle zekamızın ortak hareket etmesine kalmış.Sanal Aşk konusunda ise fikrim net "impossible".. Dokunmadan karşılıklı gözgöze bakmadan duygusal bir bağ asla kurulamaz,kendimizi kandırmayalım o kadar çaresiz olamayız. Mantık ağır basmalı,hanginizin mantığı görmediğin birine tutulmaya iter ki?? Yanlız şu da traji komik bir gerçek; sanal da tanışıp iyi arkadaş olan ve çok mutlu olan hatta izdivaç a erişen çiftler var.. Abartıp düğününe Msn den katılan damat örnekleride:) Yine de sanal da yaşamıyoruz,herkes reel dede bir hayatı olduğunu unutmamalı! Karşılıklı saygı çerçevesinde bu iki hayat beraber mutlu bir şekilde sürüp gider..

Ou le fete de ??

Posted by iffetaynaoglu On 07:44 0 yorum


Nous sommes beaucoup de plaisir, trop rire. Accompagnes par la musique et boire beaucoup de plaisir le matin est fou. Je suis a l'etranger et de profiter plus encore. Ma raison a cela est plus confortable. Aucun sentiment de plaisir dans la plupart des regions de la Turquie sera inferieure. Au lieu de traiter avec des gens qui sont propriétaires de table dans ce qui est au port et à la façon de traiter avec elle est à l'intérieur du Haywire. Meme ajouter une photo a Facebook en raison de ce prejuge, je ne veux pas. Peut etre la raison pour laquelle j'ai meme ecrire cet article est le français. Qui sait ..Espagne, France, Toronto, New York et je suis alle a divers partis politiques dans de nombreux endroits. Tous ont ete tres agreable. J'ai beaucoup de plaisir mais la plupart de l'Halloween et le carnaval est arrive. Photo a ete prise a Valence a l'Halloween .. Mais quelle nuit:)

Klrlk matruşka

Posted by iffetaynaoglu On 07:18 0 yorum


İpek Özbey in kah duygulandıran kah kendinden benzer özellikler bulabileceğin yaşanmış hikayeler romanı..Kendisi 30 lu yaşlara doğru Kadınların kafalarının karışık olduğunu iddia ediyor.Peki bu ne kadar doğru?Yaşımızı aldıkça seçimlerimiz ve seçilme katsayımız mı daralıyor? Seçimlerimizin daraldığı ortada ama seçilme konusu ayrı bir bakış..Etrafımızdaki insanları daha fazla sorguluyoruz ya da onları olduğu gibi kabul etmede zorlanıyoruz.İlişkilerde verici taraf olmak işimizemi geliyor mantığımızamı uyuyor? Her zaman mantığımız ağır basabiliyor mu? Akıl yaşta değil baştadır, baş a getirense yaştır demişler. orda bahsi geçen yaş tamamen yaşanmışlıkla mı ilgili? Olaylara bakış açımız belli yaş aralığında hızla değişerek giderek azalan bir grafik mi çizer yok sa bu aralık sadece kişinin kendine has özellikleri karakteriylemi alakalıdır? Neden egolarımızı tatmin etmek ve kontrolün bizde olmasını dilediğimiz zaman küçük erkeklere; anlayışlı olup bizim değerimizi anladığını düşündüğümüz büyük erkeklere yada kıskançlıklarımız yüzünden baskın olmak için çirkin erkeklere; etraftan övgü alıp kıskanılmak adına yakışıklı erkeklere yöneliyoruz?
Olayları böyle basit sorulara indirmek çok saçma! Genellemeler çok yanlış!!Hatta F.Nietzsche nin en sevdiğim aforizmalarından biridir: "Bütün genellemeler yanlıştır, bu dahil".. Erkekler ve Kadınlar hem kendi içlerinde hem birbirlerine göre benzer özellikler taşır ama asla aynı değillerdir.Erkek (Kadın) değilmisiniz,hepiniz aynısınız:) komik:) Karşısındaki kişinin yaptığı hatayı bütün hemcinslerine mal etmek çok saçma(ki genelde hatalar üzerine söylenir,iyilikler üzerine kurulmayan poem dır)Bu konular üzerine bir makale bir roman okuduğumuzda, bir yaşanmış hikaye dinlediğimizde kendimizden bir şeyler buluruz bazen.. Ama bizim hayatımızda o yöne kayacak diye bir kural yok,sonuçlar her zaman olaya benzer hatta aynı olsa bile kişiye göre değişebilir.Endekslemekte yanlış. Herkes hakettiği kişiye hakettiği değeri versin,Ne eksik Ne fazla! Ne kadar hakettiğinide erkek ve ya kadın olmasına göre değil kişisel karakter yapısına ve bununla doğan davranışlarına göre değerlendirmek gerek..
Konu başlığından oldukça sapmış durumdayım;hızlı bir dönüş yaparsak.. "Matruşka" Rusça da "Anne" demek. Hikayesi hakkında çok fazla rivayet var. Benim merakım çocukluğumdan geliyor ve rahmetli Babam ın 5 yaşımdayken aldığı il matruşkam.Şuan yaklaşık 117 tane var:)Bu bir koleksiyoncuyum demek için yeterli sanırım..Rivayete göre Japonya da Matriyoşka adından geldiği bile söyleniyor.En inanalası hikaye ise özetle şöyle "Bir Rus tüccarın(marangozun)çok sevdiği güzel köylü kızı Matrena ’yı tarihe geçirmek adına üstüne resmini çizerek ismini bu oyuncağa vermiş" Çok ilginç versiyonları var; Hatta çok ünlü markaların bile matruşka tasarımları mevcut. Matruşları açma stili önemli,hala beni bile şaşırtabiliyor..

"Türkiye de Kriz" Özeti

Posted by iffetaynaoglu On 07:08 0 yorum

Devlet bir gün geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olacak, 500 TL maaşla, bir bekçi işe almaya karar verir.
Bir süre sonra düşünülür ; ‘’Peki talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak’’
Bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere, 750’şer TL maaşla, iki kişi işe alınır.
Bir süre sonra ‘’İşleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz’’ diye düşünülerek, 1.000’er TL maaşla, iki denetmen işe alınır, biri denetim yapar diğeri raporları yazar .
Bir süre sonra
‘’ Bunların maaşları hesaplanıp nasıl ödenecek ‘’ diye tartışılır ve 1.500’er TL maaşla, bir muhasebeci şefi, bir katip, bir de istatikçi işe alınır.
Bir süre sonra ;
‘’Peki bunlardan kim sorumlu olacak.’’ Diye düşünülür ve 5.000 TL maaşlı bir müdür ve 3.000’er TL maaşla iki de müdür yardımcısı işe alınır.
Bir süre sonra, ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi işten çıkartılır..

Pablo Picasso

Posted by iffetaynaoglu On 04:35 0 yorum


Ünlü İspanyol sanatçı kişilik P.Picasso nun Suite Vollard gravür dizisini görmek adına Pera Müzesi ne gittim. Etkilenmemek elde değil!! Toplam 100 parçadan oluşuyor ve dünyada sadece 5 serisi var:: Eserler diyalektik numaralandırılmış her biri ayrı bir kaosu anlatıyor..Düzen & Şiddet , Erotizm & tutku gibi enteresan temalarla belkide yaşantısından kesitleri oyma baskı biçimiyle göstermiş.Gidilip görülesi bir sergi..
Fotoğraftaki une coupe a la Main plate 83 ; Yaklaşık değeri £25,000

"HİÇ" Lik

Posted by iffetaynaoglu On 13:20 0 yorum

"Sen alemde benim ünümü duymadın mı hiç? Ben hiçkimse değilim. Ben hiçim, hiç." demiş Mevlana.. Hiç lik anlamamazlıktan zevk almak mı yoksa hayata yaptığımız hınzır oyunların ta kendisimi yoksa geçmişte Sevgili Günlük yerine Sevgili Hiç diye mi başlaması yazdığım cümlelerin..Bununla birlikte, internet denilen 'şu şey'de oynadığımızı varsaydığımız oyunun bir tür 'serbest alan' içermesi yaklaşımın da bana Winnicott'un 'geçiş nesneleri' kuramını hatırlatmasımı ilginç olan.. ne dış, ne de iç gerçeğe ait olan bu serbest ortam, kültürel yüceltmenin hammaddesi olan geçiş nesnelerini kışkırttıkça asla delirmeyecek, dahası delirmekten korkmayacak ve analitik bi salak olmanın bir çeşit kendini saklama fenomeni bağlamlı dinamiğini kaybetmeyecek..Haz ilkesine dayanan 'oyun'un da gerçeklik ilkesine dayanan 'yasa'nın da kuralları vardır.. Baudrillard ın ifade ettiği üzere eğer oyunun kurallarını ihlal edersen hilekar, yasanın kurallarını ihlal edersen kahraman olursun..Zeki erkeklerle konuşurken vücudumda petrol kuyusu var gibi davranmamın sonuçlarımı bunlar,hayır hiç sanmıyorum!!

Rakl içme Sanatl

Posted by iffetaynaoglu On 17:53 0 yorum

Üstad Aydın Boysan'ın "ŞEREFE" isimli kitabından;
"Yudumlama Metodu"

Rakıya buz atmak caiz değildir. Ağza alınacak rakıya katılacak tek dünya
malzemesi sudur, SU...
Rakı da, rakının huzuruna çıkacak su da, saatler önce buzdolabına konmuş
olacak. Evde ise rakı şisesi de, su sürahisi de, devamlı buzdolabı içinde
duracak. Onların yeri orası! Öksürük şurubu konmaz, bu ikisi mutlaka
buzdolabında durur. Erbabı elbet, kadehleri de, su bardaklarını da, rakı ve
rakı suyuyla birlikte buzdolabına koymuş olur. Bardakta rakıyla soğutulursa
ölçü kaçar.
Ciddi meyhaneler bunların hepsini, bu soğuklukta bekletir. Soğutulmuş rakı
ve suyu, ille de parça buz atarak soğutan meyhanecinin alnına keriz sıfatı
mürekkeple yazılmalıdır.
Diyelim ki hepsi istediğimiz gibi soğuk geldi. Soğuk bardağa önce soğuk su,
daha sonra soğuk rakı dökülür. Bu döküşler de, çeşme boşaltır gibi olmaz. Su
da, rakı da ince iplik gibi ve çok yavaş akıtılır. Su miktarı rakı
miktarından mutlaka daha az bırakılır, yoksa rakının tadı bozulmuş olur.
Gençliklerinde rakıyı sek içen yaşlılar, o günleri zevkle anarlar. Çünkü
ömür boyu sek rakıya dayanılamaz.
Bardağa ya da adı kadeh ise, ona önce rakı dökülmez, önce soğuk su ardından
rakı dökülür. İyi karışma böyle sağlanır.
Böylece içmeye ciddi olarak hazırlanmış kadeh, önce ağıza götürülmez, burna
götürülerek koklanır. Derin nefes çekilir.
Daha sonra demci arkasına yaslanarak bardağı ağzına yavaşça yaklaştırır ve
önce mutlaka yarım yudum alıp hemen yutmaz... Ağzında yavaşça dolaştırıp,
dişleri arasından ciğerlerine hava çeker. Amaç, mideden önce akciğerlerin
de, şölenden nasibini almasını sağlamaktır.
Alınacak ikinci yudumdan sonra arkaya yaslanarak kafa hafiften yukarı
kaldırılır, bütün yudum çok yavaş ve kibarca yutulur. (Burası önemli ) Yutar
yutmaz da oturulan yerde, helezoni olarak yavaşça sallanılır. Bu hareketin
ciddi amacı, rakının mide borusundan helezoni olarak inmesini sağlamak, yani
yolunu uz atmaktır... Çünkü Bektaşilere göre, rakının bedene en çok zevk
verişi, gırtlaktan mideye inişi sırasındadır. Bu yol helezoni olarak
uzamalıdır ki, demcinin zevki artsın.
Herkes bilir: Develerin boynu çok uzundur. Bu nedenle yolda yürüyen Bektaşi,
bir deve görünce kıskanmış ve;
"Vay anam! Ne güzel içer bu yahu!" demiştir.
Rakısız kalmamanız dileğiyle..